Google Arama
Google
 
Son Haberler
Köyümüzden Haberler
Kaymakamlık Tırnuvası Çeyrek Final

Kaymakamlık Turnuvası Çeyrek Final Eşleşmeleri

Sepetli Spor - Özyıldız Branda ile 09.05.2008 Cuma günü saat 16:00'da karşılaşacak.

Sepetli Spor'a başarılar diliyoruz. Nerede olursak olalım yüreğimiz sizinle olacak Sepetli Spor.


Gönderen ahmetozkan, Pazartesi, 05 May 2008 20:39 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Köyümüzden Haberler
2008 KAYMAKAMLIK FUTBOL TURNUVASI FİKSTÜRÜ

2008 KAYMAKAMLIK FUTBOL TURNUVASI FİKSTÜRÜ

TARİH SAAT TAKIMLAR GRUP
18.04.2008
18.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ESENÇAY - SEPETLİ KÖYÜ
MÜFTÜLÜK - BİRTAŞ
 
A GRUBU
B GRUBU
 
19.04.2008
19.04.2008

19.04.2008
 
14.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
2. MAÇ
BİTİMİNDE
TAYDER - MÜLKBÜKÜ
ULUKÖY - AYGAZ

ÖZKAN AĞIŞ - ÖZYILDIZ
 
C GRUBU
A GRUBU

B GRUBU
 
21.04.2008
21.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ALPASLAN - NUR MARKET
ESENÇAY - ULUKÖY
 
C GRUBU
A GRUBU
 
22.04.2008
22.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ÇAYDİBİ - ÖZYILDIZ
TAYDER - NUR MARKET
 
B GRUBU
C GRUBU
 
25.04.2008
25.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
AYGAZ - SEPETLİ KÖYÜ
MÜFTÜLÜK - ÖZKAN AĞIŞ
 
A GRUBU
B GRUBU
 
26.04.2008
26.04.2008

26.04.2008
 
14.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
2. MAÇ
BİTİMİNDE
ALPASLAN - MÜLKBÜKÜ
ESENÇAY - AYGAZ

BİRTAŞ - ÖZKAN AĞIŞ
 
C GRUBU
A GRUBU

B GRUBU
 
28.04.2008
28.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
TAYDER - ALPASLAN
ULUKÖY - SEPETLİ KÖYÜ
 
C GRUBU
A GRUBU
 
30.04.2008
30.04.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ÇAYDİBİ - MÜFTÜLÜK
NUR MARKET - MÜLKBÜKÜ
 
B GRUBU
C GRUBU
 
02.05.2008
02.05.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ÖZYILDIZ - MÜFTÜLÜK
BİRTAŞ - ÇAYDİBİ
 
B GRUBU
B GRUBU
 
03.05.2008
03.05.2008
 
16.00
1. MAÇ
BİTİMİNDE
ÖZKAN AĞIŞ - ÇAYDİBİ
ÖZYILDIZ - BİRTAŞ
 
B GRUBU
B GRUBU
 

Gönderen ahmetozkan, Pazartesi, 21 Nisan 2008 21:48 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Köyümüzden Haberler
Taşovada kutlu Doğum Kutlandı

17 Nisan 2008 Perşembe Günü Taşova Müftülüğü Kutlu Doğum Haftası nedeniyle bir program Düzenledi.Akşam Saat Sekizde Belediye Düğün salonunda Yapıldı.Programa çok sayıda davetli katıldı.Programda slayt ve sinevizyon gösterileri ile birlikte konferans verildi.

Gönderen sepetli05, Cuma, 18 Nisan 2008 22:43 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
Google Sonuçları
 
Forum Son Konuları
Konu Başlığı Son Gönderen Tarih Okuma Cevap
Işte Kadinin Intikami Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 15:41 2 0
Kanaltürk Satıldı Hem de Kimlere? Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 15:23 4 0
ACİL UYARI Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 15:17 8 2
Duygu ve Acı Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 13:56 2 0
Notebook koruması Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 13:02 2 0
Seksi bir Worldcraft Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 12:35 6 0
MSN'de yeni tehlike Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 11:27 10 0
Internet hırsızlığı Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 10:56 3 0
Photo Optimizer 2 Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 07:07 3 0
Bu da Hurda Sanati.. Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 05:52 6 0
Kadınların dört yaşı Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 05:40 15 2
Sübyanla evlilik, çok-eşlilik ve kadın dövme Son Mesaj: ERTANAGA Pazartesi, 12 May 2008 05:37 14 2
Kaymakamlık Turnuvası Sepetli Takımı Son Mesaj: ahmetozkan Pazar, 11 May 2008 22:45 136 10
KERKÜK NAMUSTUR! Son Mesaj: nida kanbolat Pazar, 11 May 2008 20:59 13 1
TÜRKİYE'DE TÜRK OLMAK Son Mesaj: ERTANAGA Pazar, 11 May 2008 20:41 8 0
Kur'an okuyarak insan oldum Son Mesaj: nida kanbolat Pazar, 11 May 2008 20:38 8 1
UNUTKANLIK MI? ALZHEIMER HASTALIĞI MI? Son Mesaj: ERTANAGA Pazar, 11 May 2008 20:17 7 0
VE...SENİ HALA ÖZLÜYORUM Son Mesaj: ERTANAGA Pazar, 11 May 2008 20:13 5 0
sevgili güzin abla Son Mesaj: ERTANAGA Pazar, 11 May 2008 20:08 10 0
Kurşun Kalem Son Mesaj: ERTANAGA Pazar, 11 May 2008 19:59 10 0
 
makaleler
Üyelerimizden Makaleler
Kutlu Doğum

KUTLU DOĞUMDA BİR TESPİT

Ömer CELEP
17 Nisan 2008

Nebiler nebisinin dünyaya teşrifi münasebetiyle bilindiği gibi Nisan ayı “KUTLU DOĞUM” haftası olarak kabul edilir ve kutlanır. Aslına bakarsanız, bu tür günlük, haftalık kutlamaları şahsen tasvip etmem. Anneler günü, Babalar Günü vs. gibi. Ama kutlanıyor olması nedeni ile ister istemez kendimizi içinde buluveririz.

Bu hafta nedeniyle ben, izniniz olursa Peygamberimizin peygamberliğine farklı bir bakış getirmek istiyorum. Bu bakış aslında bilinmeyen değil de az kullanılan bir bakış.

Cenab-ı Hak tarafından peygamber olarak görevlendirilince, Resulullah, İslam’ı yaymaya dikkat edersek, köyden değil şehirden başlamıştır. Tarih boyunca ve günümüz de dahil olmak üzere, okumuş, aydın, bilgili ve insanlık üzerinde etkili olan kesim hep “Şehirli” kesim olmuş ve Peygamberimiz, İslam’ın yayılışında muhatap olarak bu kesimi almıştır.

Cahil, okumamış kesimde daha çok taraftar bulması muhtemelken ve yaymakla görevli olduğu dini kabul ettirmesi çok daha zor iken, zor olanı seçmesi esasında bize önemli mesajlar vermektedir. Bunu iyi algılamamız ve bu mesajı doğru okumamız gerek.

Peygamberimizin bu “kabulü zor” olanı seçmesini görmeyip, İslam’ı adeta okumamış, cahil, kesimin diniymiş gibi gösterilmesi son derece yanlış, son derece tehlikeli ve son derece gerçeğinden uzak bir algılamadır.

O, fakirin, yoksulun yanında olmuş doğrudur ama bilgili azınlığı bilgisiz çoğunluğa tercih etmiştir ve görevini hep bunları muhatap alarak yerine getirmiştir.

Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra uygulanan din baskısının etkisiyle İslam, cahil dini, ya da köylü dini hüviyetine adeta itilmek istenmiştir.

Zaman zaman din, ehil olmayan, okumamış; dinin ruhunu bilmeyi bir tarafa bırakın, ibadete talluk eden bir çok hükümlerini bile bilemeyen cahil insanlar elinde kalmıştır.

Dine biraz kuşkuyla bakan insanlar bu manzara karşısında artık dini, “olduğu ruhuyla” değil, ehil olmayan sözde din adamlarının acziyetinde değerlendirmeye başlamışlardır.

Ama çok şükür millet buna sahip çıkmış ve artık dini cahillerin dini olmak görünümündeki giydirilmiş elbisesinden çıkararak, Allah Rasulünün giydirdiği uluhiyyet libasına kavuşturmuştur. Türkiye’de artık din; cahilin, köylünün dini olmaktan çıkmış, okumuşun, şehirlinin dini olma hüviyetine kavuşmuştur ve devam etmektedir.

Son yıllarda, din hizmetleri Diyanet İşleri Başkanı’ından alın da bazı İl Müftülerimize kadar akademik kariyeri olan insanlar tarafından yürütülüyor olması bunun en açık örneğidir.

Evet olması gereken de budur. Bize göre, bırakınız merkez cami imamlarını, mezralarda bulunan camilerin imamları bile yüksek okul mezunu olmalıdır ve hatta şarttır.

Nebiler nebisine selat ü selam olsun


Gönderen ömercelep, Çarşamba, 16 Nisan 2008 20:04 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Üyelerimizden Makaleler
HUKUKUN FAHİŞELİĞİ Mİ ZAMPARALIĞI MI?

HUKUKUN FAHİŞELİĞİ Mİ, ZAMPARALIĞI MI?

Ömer CELEP

02 Nisan 2008

Hukuk; “Hak” kelimesinin çoğuludur. Hukukun varlığını kabul etmek için öncelikle “Hak” kelimesinin karşıladığı nesnenin ne olduğunu belirlememiz lazım. Öyleyse hak nedir? Halk arasın da bilinen anlamıyla hak; müspet bir emekle elde edilen kazanımdır. İnsanlar, genel ahlak kuralları çerçevesinde bir şey elde edebilmek için, emek sarf ederler, sarf ettikleri bu emek karşısında elde ettikleri şey onların hakkı olmuş olur. Haklar bazen kazanılır bazen da verilir. Örneğin, bir işçinin çalışması karşılığında elde ettiği şey ücretidir, yani işçi bu hakkı çalışarak kazanmıştır. Bir de insanların kendilerine verilen hakları vardır. Yine çalışan işçiye devletin verdiği sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı. İşte bu, çalışarak elde ettiği değil çalıştığı için kendisine verilen bir haktır.

Bu ikisi dışında bazı hakları daha vardır ki o da; doğuştan kazandığı haklardır Bunlardan en başta geleni olan “Yaşama hakkı” gibi.

Takdir edersiniz ki biz bir hukukçu değiliz. Bu nedenle de bunlardan daha çok ayrıntıya girmeyi düşünmüyoruz. Bildiğimiz kadarıyla insanların bu haklarının kullanımlarının denetlenmesine “Hukuk”, denetleyenlere “Hukukçu” bu işlevi yürüten kuruma da “Yargı” diyoruz.

İnsanların en çok kazanım elde ettikleri sisteme de demokrasi diyoruz. Yani insanlar dünyadaki hiçbir sistemde demokraside elde ettiği haklar kadarına sahip olamazlar.

Durum böyleyse; insanların en çok kazanım elde edişlerinin tek ve yegane kaynağı da insanın kendisidir. İnsanların kendilerini yansıttı en büyük ve yegane erk de demokrasidir. Demokrasilerin en vazgeçilmezi de siyasi partilerdir.

Şimdi bir muhasebe yapalım. Bir ülkede en büyük, en gerçek, en doğru, en güçlü olan insanın kendisi midir, yoksa insanların ortaya koyduğu kurallar mıdır?

Normal akıl sahibi olan herkes bu soruya şöyle cevap verir diye düşünüyoruz. Hiçbir kural, bu kuralı koyandan daha önemli değildir. Öyleyse hukuk, milletten daha önemli olamaz.

Bu kuralları işlettiğimiz zaman şu sonuç çıkıyor.

Millet iradesi karşısında, ne kadar “Hak, hukuk, yargı vs.” varsa, bütün bunların tamamı sadece bir araçtır.

Araç; hiçbir zaman, hiçbir mekan ve hiçbir şart altında binicisinden ve kullanıcısından önde değildir.

Böyle olunca; bu ülkede kendilerine “Hukukçu” diyen hiçbir akl-ı selim insan kendisini millet iradesi üstünde göremez, gösteremez.

Görür ya da gösterirse ne olur?

Şu olur?

Hukuk denilen o kutsal şey, ya fahişe olur ya da zampara.

O zaman hukuk; toplumda fahişe ya da zampara durumuna düşmüşse, kaybeden kim olur?

Elcevap!

Millet olur.

Kendilerine “Hukukçu” diyen kimi kafaların, “Sebep ne olursa olsun” millet ve memleket istikrarına, “Hukukun üstünlüğü” yaftası altında, kazık attıklarını bilmeyen kimse sanırım yoktur.

İktidarda bulunan bir siyasi iradeyi “eftan püften” sebeplerle kapatarak, kendilerine veya kendileri gibi düşünen kafalara iktidar yolu açmak uğruna, millet geleceğini, gelenev kadınlarının beklentisine itiyorlar da haberleri yok. Bu zavallılar, etekleriyle başlarını örtüyorlar.

Yazık bu millete yazık! Bu aziz millet, bu vicdan fahişelerinin zamparalık serüvenlerinin hiç birini hak etmedi.

İçinde bulunduğumuz Mart 2008 yılında, dünya piyasalarındaki ekonomik sarsıntılardan en az etkilenen ülke olduğumuz şu günlerde, bir Baş Savcının “Öküz altındaki buzağı” kadar saçma hilaf-ı hakikat bir gerekçe ile dava açarak iktidarda bulunan seçimden yeni çıkmış bir siyasi iradeyi kapatmayı hedeflemek suretiyle ülke ve millet istikrarına attığı kazığı, sanırız ancak ve sadece, Türkiye Cumhuriyetine düşman olan ülkeler ve insanlar atar.

Efendiler! Türkiye Cumhuriyeti şu günlerde; bir taraftan terör illetiyle savaşmakta, bir taraftan dünyanın ekonomisini alt-üst edecek bir krize karşı durmak mücadelesi vermek zorunda iken, söyler misiniz Allah aşkına nereden çıktı bu iş?

Tamam anladık. Eğer siyasi irade ile bir hesabınız varsa Allah için, vatan ve millet için ne olur şu hesabınızı biraz erteleyin.

Dışta savaş, içte savaş! Ne olacak bu milletin hali?

Millet nereye gidiyor?

Millet nereye götürülmek isteniyor?

Ey AZİZ Millet!

Nereye gittiğini ve sana rağmen, nereye götürülmek istendiğini gör!...


Gönderen ömercelep, Salı, 01 Nisan 2008 20:49 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Üyelerimizden Makaleler
BAHAR GELDİ HOŞ GELDİ

BAHAR GELDİ HOŞ GELDİ

Ömer CELEP
01.Nisan 2008

Bu sohbetimizi “Nisan 1” esprisi olarak algılamayın. Aslında “Özel gün” olarak kabul edilen bu tür etkinliklere pek ilgi duymam. “Analar günü, Babalar günü, Sevgililer günü v.s.” gibi günler, oldum olası benim tarzım değil. Fakat bunca yıllık öğretmenlik hayatımda edindiğim birikimlerin bana gösterdiği bir çok gerçekler var. Baharı, sizlerle bu gerçekleri paylaşmak adına selamlıyoruz.

Kapalı bir kış mevsiminden çıktık. Havalar ısındı, toprak ısındı, toprak altında yatan çekirdek uyandı. Eşya (Tabiat) yeni bir elbise ve yeni bir görünüme büründü. Bir bakıma dünya yeniden canlandı. Hani bir Şairimiz enfes bir söyleyişle ifade etmiş ya;

“Erdi yine ürdi behişt oldu heva anber sirşt
Alem behişt ender behişt her gûşe bir bağ-ı İrem”
(Nisan ayı geldi, hava misk kokulu oldu. Dünya cennet içinde bir cennet, her köşe (de) bir İrem Bağı (oldu). )

Yukarıdaki beytin günümüz Türkçe’siyle ifadesi bu. Tabiatın böylesine canlanmasından, doğaldır ki, insanlar da etkilenir. Bu etkilenme içine girenler ise en çok gençlerimiz ve özellikle yaşları daha çok öğrencilik yıllarına gelen çocuklarımızdır.

Bir öğretmen sıfatıyla, öğrencilerimizi potansiyel hatalı göstermek gibi bir densizlik yapmayı kesinlikle düşünmem ve böyle bir hataya düşmekten de Allah’a sığınırım. Ancak; edindiğim bunca tecrübeler gösterdi ki, öğrencilerimizin özellikle gönül ilişkilerindeki hataları en çok bu günlere tesadüf etti. Bu nedenle özellikle öğrenci velileri bu günlerde çocuklarının arkadaş gruplarına, okul devam-devamsızlık durumlarına ve okul ev gidiş gelişlerine dikkat etmek sorumluluklarını hatırlatmak isterim.

Çocuklarımızın bu dönemleri hepimizin bildiği gibi hassas dönemleridir. Bu hassas dönemler iklimin ve doğal güzelliklerin coşkusuyla birleşince, akıldan daha çok duygular öne çıkmaya başlar. Duyguyla verilen kararların doğruluğu tamamen tesadüflere kalmıştır.

Açıkça söylemek gerekirse çocuklarımızın hata yapmaya müsait olduğu yaş ve mevsim işte içinde bulundukları bu dönemdir bu nedenle hem okullarımızdaki öğretmen ve idarecilerimizin ve hem de velilerimizin öğrenciler üzerinde dikkatli davranacakları en hassas dönemdir.

Bunu söylerken, çocuklarımızın iki ayağını bir pabuca sokalım gibi bir mantık asla taşımıyoruz ancak; kontrollü olmaları konusunda takip edilmeleri de elzemdir diye düşünüyoruz.

Bu mevsimde ki karşı cins arkadaşlıkları genelde bitki isimleriyle başlar. Örneğin, gençler birbirlerine, “gülüm, çiçeğim, menekşem v.s.” gibi hitaplarla başlarlar. Biraz ilerleyince bu hitaplar “kuş” isimlerine dönüşür. “Bülbülüm, kanaryam, muhabbet kuşum v.s” gibi. Daha sonraları da Vahşi Hayvan hitaplarına dönüşür. “Köpek, it, eşek, domuz, hayvan v.s” gibi.

Ama bu arada çocuklarımızın kaybettikleri çok şeyler vardır. Kimileri derslerinden geri kalır, kimileri devamsızlık yapmak durumuna düşer, kimileri yalana alışır v.s.

Bütün bu sebepler dolaysıyla, bu ve bundan sonraki özellikle bahar aylarında çocuklarımıza yaptığımız takipleri daha dikkatli yapmak durumunda olduğumuzu hatırlatmak isterim.

Mutlu bir bahar ve başarılı bir yıl dileğiyle.


Gönderen ömercelep, Pazartesi, 31 Mart 2008 20:20 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
İndirme Bölgesi
You are not authorized to view Reviews
 
google
 
Radyo KarmaTURKA
Sanat Müziği Severler Resme Tıklayıp Radyo KarmaTURKA'yı Dinleyebilirsiniz Winamp yada Media Playeriniz Yoksa Winamp İndir Media Player İndir .
 
Haberler
 
Paylaşım Sepeti
 

sepetli


MKPortal M1.1 Rc1 ©2003-2005 All rights reserved
Bu safya 1.40443 saniyede 22 sorguyla oluşturuldu